Han, Kılıçköy'ün kuzey doğusunda, Kızılırmak'ın kıyısında olan ve E5 Karayolunun kenarında olan Kılıçköy'ün mezrasıdır ...Han, Kılıçköy'ün kuzey doğusunda, Kızılırmak'ın kıyısında olan ve E5 Karayolunun kenarında olan Kılıçköy'ün mezrasıdır.
Kılıçköylü'lerin Han'a gelişi büyük mücadeleler sonucu olmuştur. O tarihte Han'da Ermeni'ler yaşarlarmış. Kör Ali'nin Küçük oğlu Abbas'ın altı oğlundan biri olan Mollah Xalil Han'a yerleşmek ister.
Han'ın ismi hakkında birden fazla söylenti vardır.Bunlardan birincisi Cimcim Han'dır.Kılıçköy'de Han'da ve Anadolu'nun bir çok yerinde o dönemde Ermeniler yaşarlarmış. Anlatacağımız Cimcim Han'da bir Ermeni Bey'in kızıdır. Anlatılanlara göre Cimcim Han o bölgede yaşayan başka bir beyin oğluna sevdalanır.Diğer Beyin oğlu da Cimcim Han'a sevdalanır. Sevdaları o kadar büyür ki Cimcim Han sevdalısına kale yaptırır. Bu kale o kadar ihtişamlıdır ki kaleden bakıldığında Zara'dan, Şebinkarahisar'a kadar olan alanın görülebildiği rivayet edilir. Kalenin bir tarafından diğer tarafına taş atıldığında ulaşmadığı da söylenir. Fakat Cimcim Han'ın sevdalandığı gencin babası, birleşmelerine engel olmaya çalışır.
Bir gün Han'dan bir kervan geçer. Bu kervanda develerin üstünde bir tabut vardır. Kervandakiler üzüntülü ve ağlamaklıdırlar. Cimcim Han o kervana kadar yaşamın sonsuz olduğunu düşünürmüş. Cimcim Han çevresindekilere, insanların neden ağladıklarını, devenin üstünde neyin olduğunu sorar. Çevresindekiler de devenin üstündeki tabutta ölmüş bir insanın olduğunu, insanların da bunun için ağladıklarını söyler. Cimcim Han da annesine "Bu dünyada ölüm demi var. Ben bu kaleyi neden yaptırdım" der ve Han'ı hemen terk eder. Han'ın da ismini Cimcim Han'dan aldığı söylenmektedir.
İkinci söylenti ise Han'ın İpek Yolu üzerinde olmasından dolayı, burada yapılan Han'dan aldığı söylentisidir.
Han'da yapılan kale zamanla yıkılır. Kale taşlarından, Sivas Konak Sarayı, Zara Kaymakamlığı ve İmranlı Okulu'nun yapıldığı söylenmektedir. Han'da kalenin izleri çok azdır. Han'daki bazı evlerin de bu kale taşlarından yapıldığı bilinmektedir.
MOLLAH MUHAMMED XALİL
Kılıçköylü'lerin Han'a Gelişi;
Abbas Ağa'nın oğlu olan Mollah Xalil, Han'da ev yapmak ister. O dönem de Ermeniler Han'ın kendilerine ait olduğunu iddia ederler. Mollah Xalil'in, Han'a ev yapmasını engellemek için büyük zorluklar gösterirler.
Mollah Xalil'in Han'da ev yapmasını sağlayan en büyük etken karısı Arz Hatun'dur.En büyük mücadeleyi de karısı Arz Hatun verir. Mollah Xalil ve karısı Arz Hatun bir dam evi yaparlar. Ermeni'ler Han'ın kendi toprakları olduğunu iddia ettikleri için evi yıkarlar. Mollah Xalil, Kılıçköylülerin desteği ile evi tekrar yapar. Ermeniler, Mollah Xalil'li devamlı rahatsız etmeye devam ederler. Olay o kadar ciddi boyutları varır ki Kılıçköylüler ve Ermeni'ler mahkemelik olurlar. Mahkeme kararının en çok evi olanın lehine sonuçlanacağını öğrenen Mollah Xalil. Kılıçköylülerin yardımıyla bütün SARIKI (SARO, SARAN) köylerini yardıma çağırır. Sivas Valisi Han'a gelmeden bir gün önce, çağrılan SARIKI köyleri ustaları ile bir gecede on dam evi yapılır. Ermeniler sabahleyin yapılan evleri görünce şaşkınlıktan bir şey yapamazlar. Sivas Valisi keşfi yapar ve Han'ın Kılıçköy'e ait olduğuna karar verir. Arz Hatun, evleri yapmak için gelen SARIKI Köyleri Ustalarına, çeyizinden birer altın verir.Anlatılanlara göre Sivas Valisi keşfe geldiğinde Han Kalesi'nin taşlarını görür. Bu taşları, Sivas Vilayet Binasını yapmak için Sivas'a gönderdiği söylenir.
Bu yaşanan olaydan sonra, yukarıda da anlattığımız gibi Han, Kılıçköy Mezrası olarak günümüze kadar gelir. Abbas Ağa'nın oğlu Mollah Xalil, karısı Arz Hatun ve
çocukları Mahmut, Veli, Zeynel ve Mustafa Ağa ile Han'da yaşarlardı.(mehr)(weniger)
16 Büyük Turk Devleti 1. HUN DEVLETİ: Büyük Hun Devleti Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletidir. MÖ 220'den MS 216'ya ...16 Büyük Turk Devleti
1. HUN DEVLETİ: Büyük Hun Devleti Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletidir. MÖ 220'den MS 216'ya kadar hüküm sürmüştür. Bilinen ilk hükümdarı Teoman'dır. Mete Han döneminde devletin sınırları Japon Denizi'nden Hazar Denizi'ne kadar geniş bir bölgeyi kapsamıştır.
2. BatI Hun İmparatorluğu: MÖ 53'de, Büyük Hun İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle, Batı Türkistan'da Cici Han tarafından kurulan Türk devletidir. Yaşadığı dönem boyunca en büyük bölgesel güç olmuştur.
3. AVRUPA HUNLARI (BATI HUNLARI): Avrupa Hunları MS 434'de Atilla'nın başa geçmesiyle büyük bir devlet haline geldiler. Hakim olduğu yıllarda, Avrupa kıtasında en büyük güç olmuştur.
4. AKHUNLAR: 5. yüzyılın ortalarında, Amuderya nehrinin çevresinde kurulmuş ve gelişme göstermiş bir Türk devletidir. Horasan, Afganistan ve İran topraklarına kadar yayılmıştır. Kısa bir dönem hüküm sürmesine rağmen, hakimiyeti boyunca Asya'da büyük bir güç olmuştur.
5. GÖKTÜRK DEVLETİ: Göktürk Devleti, Türk tarihinde Türk adı ile kurulan ilk devlettir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı olan Bumin Kağan, Orta Asya'daki bütün Türk boylarını egemenliği altında toplamıştır. Bumin Kağan ölünce yerine oğlu Murat Kağan hükümdar olmuştur. Bu dönemde İpek Yolu Türklerin denetimine girmiş ve Türkler Çin'e üstünlüklerini kabul ettirmişlerdir.
6. UYGUR HAKANLIĞI: Büyük Hunların torunları olan Uygurlar, çok sayıda devlet kurmuşlardır. Uygur Hakanlığı bunlardan birisidir. 744-840 yılları arasında hüküm sürmüştür. Selenga, Orhun ve Tola ırmakları havzalarından Baykal Gölü'nün güneyindeki bozkırlara kadar uzanan geniş sahada yaşamışlardır. 100 yıla yakın bir süre içinde, Asya kıtasında, bölgesel güç olmuşlardır.
7. AVAR DEVLETİ: Macaristan'da büyük bir devlet kuran Avarlar, zaman zaman İstanbul'u kuşatmışlardır. O dönemde Avrupa kıtasında bölgesel güç oluşturmuşlardır. İstanbul'u kuşatan ilk Türk boyu Avarlar olmuştur.
8. HAZAR DEVLETİ: Kafkaslar'da kurulmuş olan Hazarlar, Hazar Denizi'ne de adını vermiştir. 7. yüzyıldan itibaren iyice güçlenen ve bütün Doğu Avrupa'yı eline geçiren Hazarlar, 3 yüzyıl hüküm sürmüşler ve yıkılana kadar bölgede çok büyük bir güç oluşturmuşlardır.
9. KARAHANLILAR: 10. yüzyılın ortalarında Orta Asya'da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir. Aynı zamanda ilk Müslüman Türk devleti olarak bölgesel hakimiyet kurdular.
10. GAZNELİLER: Karahanlılarla aynı dönemde yaşamışlardır. İlk Müslüman Türk devletlerindendir. Sınırları Afganistan ve Hindistan'ı içine alır. Karahanlılar ile birlikte Asya kıtasında, bölgesel bir güç olmuşlardır.
11. BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU: Ön Asya'da kurulan ilk ve en büyük Müslüman Türk devletlerinden biridir. 1040-1157 yılları arasında hüküm sürmüştür. Güneybatı Asya'nın tamamına yakın bir bölümüne hakim olan Büyük Selçuklu Devleti, bölgenin en büyük gücü olmuştur.
12. HARİZMŞAHLAR DEVLETİ: Büyük Selçuklu Devleti ile aynı dönemde, 1097-1231 yılları arasında Aral Gölü'nün güneyinde yaşamışlardır. Orta Asya'da bölgesel hakim güç olmuşlardır.
13. TİMURLAR DEVLETİ: 1370-1507 yılları arasında, Ege kıyılarından Orta Asya'ya ve Hint Okyanusu'na kadar uzanan geniş topraklar üzerinde hüküm sürmüş büyük bir Türk devletidir. Hakim olduğu topraklardan en büyük bölgesel güç olduğu anlaşılır.
14. BABUR DEVLETİ: 1494-1858 yılları arasında Hindistan'da hüküm sürmüştür. Hakim olduğu tarihlerde, Asya'da büyük bir güç oluşturmuştur.
15. ALTINORDU HANLIĞI: 1227-1502 yılları arasında, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında yaşamış bir Türk devletidir. Yaklaşık üç asır Asya'da hakim güç olmuştur.
16. OSMANLI İMPARATORLUĞU: 1299'da Söğüt civarında kurulmuş ve 1923 yılına kadar devam etmiş ve üç kıtada hakimiyet kurmuş bir cihan devletidir. Toprak bakımından en geniş sınırlara ulaştığı dönemde Anadolu, Kafkasya, Kırım, Güney Ukrayna, bugünkü Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan, Suriye, Ürdün, Lübnan, İsrail, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Mısır, Tunus, Libya ve Cezayir'i yönetmiştir.(mehr)(weniger)
KIRIKKALE-tarihimize sahip çıkamıyormuyuz acaba .ipek yolu üzerindeki bu tarihi köprü bakım yapılmazsa yok olacak ...KIRIKKALE-tarihimize sahip çıkamıyormuyuz acaba .ipek yolu üzerindeki bu tarihi köprü bakım yapılmazsa yok olacak...lütfen duyarlı olalım.(mehr)(weniger)
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6727&ItemIndex=25 Beypazarı Tarihi Evleri, El ...http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8 373&ItemID=6727&ItemIndex=25
Beypazarı Tarihi Evleri, El Sanatları, Havuç ve Güveç Festivali, yargı ve siyaset dünyasının yoğun katılımına sahne oldu. Festivale Danıştay Başkanı Mustafa Birden, İsmet Sezgin (TBMM eski Başkanı eski içişleri bakanı) Yargıtay üyeleri Erkan Öztürk, Satılmış Altıngöz, Seyit Çavdar, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş Şair ve Fotoğraf sanatçısı Can Akın ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.
Beypazarı festivalinde sanatçı Susumu Fujimoto ile birlikte Türkçe ve Japonca şarkı söylemesi festivale damga vurdu Susumu Fujimoto tarafından tebrik edildi
Ah! Ne Güzeldir Beypazarı
İpek yolu, doğu ve batı şehirlerini birbirine bağlar,
Aynı yaşamda, farklı ulusları, şehirleri, tek yürekte birleştirir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun konaklama yerleri, kervansaraylarıyla
Yorgun gelen yolcuların, mavi göğün altındaki pazaryerinde alış veriş yaptığı
Esen rüzgârıyla yorgunluğunu attığı Beypazarı
Beypazarı, Beypazarı candan insanlarıyla,
Ne güzeldir Beypazarı
Anadolu toprağı, özgün danslarıyla, şarkılarıyla yankılanır
Zamanın değiştiremediği temiz yürekli insanlarıyla,
Altın, gümüş işlemeleri ve yöresel kıyafetleriyle,
Her yıl olduğu gibi bu yılda bereketli havuç festivaliyle
Esen rüzgârıyla gelenleri hayallerine kavuşturur Beypazarı
Beypazarı, Beypazarı candan insanlarıyla,
Ne güzeldir Beypazarı
Beypazarı, Beypazarı seni ziyarete geldim
Beypazarı, Beypazarı sana teşekkür etmeye geldim
Şiir ve Beste:Susumu Fujimoto
Çeviri ve Uyarlama:Can Akın(mehr)(weniger)
'This is my NIHAVEND instrumental piece..' (a pun with the word "Sazmesaisi" instead of Sazsemaisi and alluding to Mesud ...'This is my NIHAVEND instrumental piece..' (a pun with the word "Sazmesaisi" instead of Sazsemaisi and alluding to Mesud Cemil's famous saz semai in Nihabend makam)
"MOONLIGHT OVER the SEA - MEHTAPTA YAKAMOZLAR"
-for my Reha (B. Reha Sagbas)-
Composer/Bestekar: CİNUÇEN TANRIKORUR
Opus/Beste no. 191 (Konya, 30.12.1988)
Performed in 2001 on the CD album "Blue Flame" by:
SIMON SHAHEEN solo on the OUD accompanied by members of the Qantara group,
2001'de "Blue Flame" (Mâvi Alev) isimli albümde Qantara grubunun üyelerinin eşliğinde Simon Shaheen tarafından icrâ edilmiştir.
In October 1991 the composer, older master oud player and singer CİNUÇEN TANRIKORUR (1938-2000) first met the younger Palestinian master oud and violin player SIMON SHAHEEN when they together performed at a "Night of the Oud" benefit concert for Robert Browning and his World Institute of Music in the Village in New York City. During his last long stay in the USA for medical operations andd treatments between 1997 and 1998 Shaheen and Tanrikorur became very close friends. Simon fell in love with this Nihavend piece and with the respect and understanding that they came from different cultures of oud playing, he asked Tanrikorur to show him the exact pitches and way he intended it to be performed from the notation.
Before Tanrikorur made his last departure from the USA Shaheen honoured him by performing this piece as a farewell gift in an oud solo in the "Silk Route" concert at the Smithsonian Institute in Washington DC in late 1998. After Tanrikorur's passing in 2000, Simon Shaheen paid tribute to Cinucen Tanrikorur in 2001 by recording a faithful version of this piece on his "Blue Flame" CD album which mainly contained Simon's own musical compositions.
Usta ûdî ve icrâcı CİNUÇEN TANRIKORUR (1938-2000), kendisinden daha genç olan Filistinli ûdî ve kemânî SIMON SHAHEEN ile ilk defâ, 1991 yılının Ekim ayında New York'ta her ikisinin de katıldığı ve Robert Browning yararına düzenlenen "Night of the Oud" (Ud Gecesi) isimli konserde tanışmıştır. Bu tanışmayı müteâkip, Tanrıkorur'un 1997-1998 yılları arasında tedâvi için gittiği ABD'deki son uzun kalışında Shaheen ve Tanrıkorur birbirleri ile daha sık görüşme fırsatını bulmuşlardır. Simon, bu süre içerisinde dinlediği Nihâvend eserden fazlasıyla keyif alarak, farklı ûd icrâ kültürlerinden gelmiş olmaları sebebiyle, Tanrıkorur'dan eseri icrâ edilmesini istediği şekliyle ona meşk etmesini ricâ etmiştir.
Tanrıkorur ABD'den son dönüşünü yapmadan hemen önce, Simon 1998 yılının sonuna doğru Washington DC'de bulunan Smithsonian Institute'de verdiği "Silk Road" (İpek Yolu) isimli konserinde bu esere de yer vererek bestekâra olan hürmetini göstermiştir. Tanrıkorur'un 2000 senesindeki vefâtından sonra Simon 2001'de çıkan "Blue Flame" (Mâvi Alev) isimli ve genellikle kendi eserlerinden oluşan albümünde yine bu eseri icrâ ederek, bestekâra karşı duyduğu derin saygıyı bir kere daha ifâde etmiştir.(mehr)(weniger)
Basbakan Erdogan'in Van Ziyaretinde Yaptigi Konusma...VAN İÇİN NELER DÜŞÜNÜYOR? Başbakan Erdoğan hayalini açıkladı ...Basbakan Erdogan'in Van Ziyaretinde Yaptigi Konusma...VAN İÇİN NELER DÜŞÜNÜYOR?
Başbakan Erdoğan hayalini açıkladı
Başbakan Erdoğan hayalini açıkladı
DTP'liler Van ziyareti öncesi Başbakan'ı aleni tehdit etmişti. Erdoğan kürsünden DTP'ye yüklendi ve Van'la ilgili hayallerini sıraladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugün Vanlılar'a seslendi. DTP Başbakan'ı bu ziyaret öncesi, "Van'a sakın gelme, gelirsen oluşacak olumsuzluklarda sen sorumlusun" diyerek tehdit etmişti.
Başbakan Erdoğan kürsüden bu tehdide sert yanıt verdi. "Tehditle demokrasi olmaz, Türkiye'de gezmediğimiz bir metre kare kalmayacak." diyen Erdoğan, DTP'lilere barışın ellerde silahla olmayacağını vurguladı.
İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları;
"Ülkenin sorunlarıyla ilgilenmeyenler sokaklarda araba yakmakla meşgul... 'Başbakan şuraya niçin geliyor, Başbakan buraya niçin geliyor?' demekle meşguller. Tehditle demokrasi olmaz. Onlar buraya uğramadığı zaman Tayyip Erdoğan buragündı. Başbakan olarak benim Van'a beşinci gelişim. Tabi onlar burada Başbakan görmeye alışık değillerdi. Ben onlar için aykırı bir Başbakan'ım. Geliyoruz ve geleceğiz, gezmediğimiz 1 metre kare yer kalmayacak. Gittiğimiz yere biz barışı, sevgiyi götürürüz... Bizim farkımız budur. Amacımız vatandaşımızın hayat standardını yükseltmektir.
"Benim Van'la ilgili bir hayalim var. Şu havaalanına dünyanın heryerinden uçak inse. İşadamları, turistler gelse. Bir hava alanı yetmese yanına bir tane daha yapılsa. Dünyanın her köşesinden insanlar Van Gölü'nü, İpek Yolu'nu görmek için Van'a akın etse.
Van sağlık turizmi için, kış sporları için bütün dünyadan çok sayıda turisti burada ağırlasa. Devasa fabrikalar Van'ı çevrelese. 100. Yıl Üniversitesi'ne dünyanın her köşesinden gençler koşarak gelse. Bir üniversite yetmese yanına bir tane daha açılsa. Van turizmin, eğitimin merkezi haline gelse ve böyle bütün dünyada tanınsa. Bölge ülkelerinden ciddi bir çekim oluştursa. Bitlis'i Hakkari'yi Ağrı'yı da içine alsa. Kültür, sanat, spor daha da gelişse, Van dünyada bir marka haline gelse.
Bunlar benim hayallerim ama bunlar asla ve asla ulaşılamaz hayaller değil. Bunlar elde edemeyeceğimiz hedefler değil. yeterki buna inanalım ve bu amaç doğrultusunda çalışalım."
"Batı ile doğu arasındaki ayrımı ortadan kaldırıyoruz. Daha önce buralara yapılacak yatırımlar ihmal edilmişti. Şimdi bu açığı kapatıyoruz. Her bir Vanlı kardeşim bu hayal için bu hedefler için çalışmalı. İnanın başarırız. inanın yaparız.
Hani şair diyor ya; "Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz, gelmişiz dünyaya millet, Milliyet nedir öğretmişiz." İşte biz böyleydik ama bir kırılma noktası yaşadık ve o sıkıntılı dönemlere geldik. Şimdi küllerinden doğan bir millet var...
6 aydır Türkiye'nin bu açılışlarını yapmak üzere illerini dolaşıyorum. 6 yıldır Türkiye'nin yollarını dolaşıyorum. Göreve geldiğimizde Türkiye'de 6 bin km duble yol vardı. Biz 5.5 yıl içerisinde 9 bin kilometre duble yol ilave ettik. Hedefimiz göreve başlarken söyledik 15 bin km duble yol yapacağız demiştik. Şimdi 6 bin km yol daha yapacağız.(mehr)(weniger)
İstanbul’un sıcak ve boğucu Temmuz ayı müzikseverler için İKSV’nin en güzel festivallerinden birinin başlangıcını haberdar ediyordu bu sene: Jazz Festivali.
14 yıldır devam eden festival, biz İstanbulluları gerçek anlamda caza doyuran yegâne olaylardan biri. Aynı zamanda cazseverler dışında daha geniş kitlelere hitap eden isimleri de bünyesinde barından ve bu sayede cazın bu kitlelere ulaşmasında önemli bir görev üstlenen İstanbul Jazz Festivali yıllarca gösterdiği başarıyla hem uluslararası saygınlık, hem de seyirciye ulaşma açısından büyük bir gelişme kaydetmiştir.
Bu sene 14.süne tanık olduğumuz festival de geleneklerine sadık kalmış ve dinleyicilerini hayal kırıklığına uğratmamıştır. Ne yazık ki bu seneki fes
AVEA ve HITT Prodüksiyon ortaklığıyla üç yıldan bu yana düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek olan AVEA Harbiye Açıkhava Konserleri 2008 için günler sayılmaya başlandı. Bu yıl 3-19 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan konserlerde toplam on iki gece boyunca müzikseverler sevdikleri sanatçılarla yazın keyfini çıkarırlarken sürprizler de onları bekliyor olacak.
Geçtiğimiz yıllarda pek çok sevilen sanatçının katıldığı AVEA Harbiye Açıkhava Konserleri’nde, özel projelerle müzikseverlerin hafızalarına unutulmaz anlar kazındı. Farklı tarzlara sahip yorumcuların ilk kez buluştuğu senfonik konserlerle, müzik dinleyicileri sevdikleri sanatçıları ve şarkıları bambaşka güzellikte dinleyebildikleri unutulmaz konserlere
EFSANE GRUP 15 YIL ARADAN SONRA YENİDEN TÜRKİYEDE!!!!
“Winds Of Change”,
”Still Loving You”
“Send Me An Angel”
“White Dove”
”Holiday” ve daha niceleri...
Hangimiz bu şarkılara bağıra çağıra eşlik etmedik...
Hangimiz bu şarkıları dinleyerek aşık olup
Yine bu şarkıları dinleyerek aşk acısı çekmedik ki?
Tüm dünyaya adını bir daha hiç silinmeyecek ve de eskimeyecek bir şekilde kazıyan Türkiye’de ilk ve son kez 1993 yılında hayranlarıyla buluşan dünyaca ünlü efsane Alman Rock grubu Scorpions, 15 yıl ara sonrasında İstanbul’da vereceği konserde yeniden hayranları ve müzikseverlerle buluşacak.
Sadece rock müzikseverlerin değil, parçaları gönüllerind