13/05/2007 BEYPAZARI'NIN TANITIMI Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ...13/05/2007
BEYPAZARI'NIN TANITIMI
Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son olarak da Osmanlıların egemen olduğu tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinden biridir. Beypazarı ilçesine ilk isim "Lagania" olarak verilmiştir.'Kaya Doruğu Ülkesi' anlamına gelen bu isim Beypazarı'nın konumunu ifade etmektedir. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de çevre kentlerin ilgi odağı olan Beypazarı'nda panayır şeklinde büyük pazar yerleri kurulmuş, halk alışveriş amaçlı bu pazarlara gelip gitmeye başlamıştır. Bu meşhur pazar, ilçenin 'Beypazarı' olarak anılmasına neden olmuştur.
Verimli tarım alanları,doğal su kaynaklarının zenginliği,sarp yamaçlı tepelerle çevrelenmiş korunaklı bir konumda olması Beypazarı'nı önemli bir yerleşim yeri haline getirmiştir. İlçenin İpek yolu üzerinde bulunması ardında eşsiz bir tarihi zenginlik bırakmıştır.
Beypazarı denince akla ilk gelen tarihi evleridir. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesine de konu olan Beypazarı evleri;cumbalı ,üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki üç katlı yapılardır. Evlerin iskeleti ahşaptır ve bu ahşap, tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmıştır. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bu malzeme, Beypazarı evlerini farklı kılar. Tavan arasındaki zemin katları taştan, geri kalan kısmı ahşaptan oluşan bu evlerin girişinde demir kapılı mahzenler bulunur. Tarih boyunca yangınlarla bir çok kez harap olan Beypazarı'nda evlerin içindeki bu mahzenler kıymetli eşyaların saklanması amacıyla kullanılmıştır.Yine bu yangınlar nedeniyle binlerce yıllık tarihe sahip Beypazarı'nda, mimari açıdan en erken tarihli konak 13.yy'a aittir.Sokaklarda iç içe yerleşim tarzı benimsenmiştir. Bu nedenle kapılar,pencereler ve guşganalar birbirine bakar şekilde düzenlenmiş, evler yerleşim olarak bitişik ve birbirine yakın inşa edilmiştir.
Beypazarı, Osmanlı mimarisi tarzındaki tarihi eserleri ve evlerinin yanı sıra 600 yıllık çarşısı, bu çarşılarda faaliyet gösteren zanaatkarları ve saray mutfağı tarzındaki yöresel yemekleriyle de Türk kültürünün tüm inceliklerini halen yaşatmaktadır.
Beypazarı tarihi
Beypazarı Ankara nın 100 km batısında eski Ankara-İatanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrıscık ilçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olma özelliğini korumaktır.
Anadolu'nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda Hitit,Frig,Galat,Roma,Bizans, daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlıların egemen oldukları görülmektedir.
Beypazarı Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktadır. İlk adı Lagania dır.Bilge Umar ın Türkiyedeki "Tarihsel Adlar" adlı kitabında Lagania nın anlatımı yapılmış ve "Kaya Doğru Ülkesi" anlamına geldiği sonucuna varılmıştır. Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu'ya girmesinden kısa bir süre sonra marmara ya ulaşmaları ile Beypazarı'da ilk Türk Akıncıları ile karşılaşmıştır.Selçuklu yönetimindeki Beypazarı konuö itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur.Bu boylardan en önemlisi Kayı boyu dur. Selçuklu sultanlığı'nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiğibu türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in dedesi Gazi Gündüzalp'in mezarınınHırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.
Selçuklular döneminde Beypazarı,İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Beypazarı, Orhan beyin Ankaray'yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) sancağı na bağlanarak Osmanlı yöne timine geçmiştir.(mehr)(weniger)
BEYPAZARI'NIN TANITIMI Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son ...BEYPAZARI'NIN TANITIMI
Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son olarak da Osmanlıların egemen olduğu tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinden biridir. Beypazarı ilçesine ilk isim "Lagania" olarak verilmiştir.'Kaya Doruğu Ülkesi' anlamına gelen bu isim Beypazarı'nın konumunu ifade etmektedir. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de çevre kentlerin ilgi odağı olan Beypazarı'nda panayır şeklinde büyük pazar yerleri kurulmuş, halk alışveriş amaçlı bu pazarlara gelip gitmeye başlamıştır. Bu meşhur pazar, ilçenin 'Beypazarı' olarak anılmasına neden olmuştur.
Verimli tarım alanları,doğal su kaynaklarının zenginliği,sarp yamaçlı tepelerle çevrelenmiş korunaklı bir konumda olması Beypazarı'nı önemli bir yerleşim yeri haline getirmiştir. İlçenin İpek yolu üzerinde bulunması ardında eşsiz bir tarihi zenginlik bırakmıştır.
Beypazarı denince akla ilk gelen tarihi evleridir. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesine de konu olan Beypazarı evleri;cumbalı ,üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki üç katlı yapılardır. Evlerin iskeleti ahşaptır ve bu ahşap, tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmıştır. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bu malzeme, Beypazarı evlerini farklı kılar. Tavan arasındaki zemin katları taştan, geri kalan kısmı ahşaptan oluşan bu evlerin girişinde demir kapılı mahzenler bulunur. Tarih boyunca yangınlarla bir çok kez harap olan Beypazarı'nda evlerin içindeki bu mahzenler kıymetli eşyaların saklanması amacıyla kullanılmıştır.Yine bu yangınlar nedeniyle binlerce yıllık tarihe sahip Beypazarı'nda, mimari açıdan en erken tarihli konak 13.yy'a aittir.Sokaklarda iç içe yerleşim tarzı benimsenmiştir. Bu nedenle kapılar,pencereler ve guşganalar birbirine bakar şekilde düzenlenmiş, evler yerleşim olarak bitişik ve birbirine yakın inşa edilmiştir.
Beypazarı, Osmanlı mimarisi tarzındaki tarihi eserleri ve evlerinin yanı sıra 600 yıllık çarşısı, bu çarşılarda faaliyet gösteren zanaatkarları ve saray mutfağı tarzındaki yöresel yemekleriyle de Türk kültürünün tüm inceliklerini halen yaşatmaktadır.
Beypazarı tarihi
Beypazarı Ankara nın 100 km batısında eski Ankara-İatanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrıscık ilçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olma özelliğini korumaktır.
Anadolu'nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda Hitit,Frig,Galat,Roma,Bizans, daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlıların egemen oldukları görülmektedir.
Beypazarı Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktadır. İlk adı Lagania dır.Bilge Umar ın Türkiyedeki "Tarihsel Adlar" adlı kitabında Lagania nın anlatımı yapılmış ve "Kaya Doğru Ülkesi" anlamına geldiği sonucuna varılmıştır. Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu'ya girmesinden kısa bir süre sonra marmara ya ulaşmaları ile Beypazarı'da ilk Türk Akıncıları ile karşılaşmıştır.Selçuklu yönetimindeki Beypazarı konuö itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur.Bu boylardan en önemlisi Kayı boyu dur. Selçuklu sultanlığı'nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiğibu türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in dedesi Gazi Gündüzalp'in mezarınınHırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.
Selçuklular döneminde Beypazarı,İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Beypazarı, Orhan beyin Ankaray'yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) sancağı na bağlanarak Osmanlı yöne timine geçmiştir.(mehr)(weniger)
DERBENT KÖYÜ (TREVENDİ) Fındıklı'nın doğusunda Arhavi ile sınır bir köydür.Yüzölçümü1300 hektar (13000 dönüm) dür.Şehir ...DERBENT KÖYÜ (TREVENDİ) Fındıklı'nın doğusunda Arhavi ile sınır bir köydür.Yüzölçümü1300 hektar (13000 dönüm) dür.Şehir merkezine uzaklığı 11 kilometredir.Yolu asfalt ve betondur.Köyümüz mezar taşlarındaki tarihlerden anlaşılıyor ki (Arapça ve Osmanlıca) 450-500 sene evvel yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.Şu anda köyümüz 240 haneden oluşmaktadır.Nüfusu yaklaşık 400 dür yazın bu oran iki katına kadar çıkmaktadır.Köyümüz, dokuz mahalle 16 kilometre yolu mevcuttur.Mahalleler, Taşköprü-Aşağı derbent(merkez)-Derbent1-Güneyler-Hürriyet-Hacılar-Armoin-Yu karı derbent ve selazur dan oluşmaktadır. Köyümüz stratejik açıdan önemli bir konumdadır.Sahil yolu yapılmadan evvel 1968 yılına kadar Artvin bağlantı yolu (eski yol) olarak kullanılmakta idi.1982 yılına kadar karayolları bünyesinde olup daha sonra köy hizmetlerine devredilmiştir. Köyümüz 1.Dünya savaşında rus ordusuna karşı yer yer mevzilenip Türk milisleri Rus askerleri ile yer yer çatışmışlardır.Rus ordusunun Armoin İsina Mskakukuma mevkiinde konaklamış, karargah kurup bir süre kalmıştır.Şu anda konaklanan mevki Gavur vileyet olarak anılmaktadır. Köyümüzün sınırları içinde eskiden mezra olarak kullandıkları Arsana- Derindağ- Ohoceli- Çakıroğlu- Herkbaşı- Makuflişi Şerihişi- Mskakukuma şu anda ormanlık olmuştur. Selazur dağının zirvesinde çok eskiden beri zincir halka olduğu söylenir.Fakat kimse görmemiştir.Bir rivayete göre ipek yolu üzerinde ıslak bir zeminde olduğu söylenir.Selazurun eteğinde günümüze kadar devam etmekte olan opurmole çunçu adıyla anılan iki yerde (boğazda) geçit yapan kuşlar çeşitli sesler verilerek ağ vasıtasıyla yakalanır. Tarihi eser kalıntısı olarak taş köprü mevkiinde 5 metrelik eski bir kemer köprü (taştan) bulunmaktadır.Köyümüzde iki ilk okul (beş yıllık dönemlerde) üç cami bulunmaktadır.
Zeki Şahin(mehr)(weniger)
BEYPAZARI'NIN TANITIMI Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son ...BEYPAZARI'NIN TANITIMI
Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son olarak da Osmanlıların egemen olduğu tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinden biridir. Beypazarı ilçesine ilk isim "Lagania" olarak verilmiştir.'Kaya Doruğu Ülkesi' anlamına gelen bu isim Beypazarı'nın konumunu ifade etmektedir. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de çevre kentlerin ilgi odağı olan Beypazarı'nda panayır şeklinde büyük pazar yerleri kurulmuş, halk alışveriş amaçlı bu pazarlara gelip gitmeye başlamıştır. Bu meşhur pazar, ilçenin 'Beypazarı' olarak anılmasına neden olmuştur.
Verimli tarım alanları,doğal su kaynaklarının zenginliği,sarp yamaçlı tepelerle çevrelenmiş korunaklı bir konumda olması Beypazarı'nı önemli bir yerleşim yeri haline getirmiştir. İlçenin İpek yolu üzerinde bulunması ardında eşsiz bir tarihi zenginlik bırakmıştır.
Beypazarı denince akla ilk gelen tarihi evleridir. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesine de konu olan Beypazarı evleri;cumbalı ,üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki üç katlı yapılardır. Evlerin iskeleti ahşaptır ve bu ahşap, tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmıştır. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bu malzeme, Beypazarı evlerini farklı kılar. Tavan arasındaki zemin katları taştan, geri kalan kısmı ahşaptan oluşan bu evlerin girişinde demir kapılı mahzenler bulunur. Tarih boyunca yangınlarla bir çok kez harap olan Beypazarı'nda evlerin içindeki bu mahzenler kıymetli eşyaların saklanması amacıyla kullanılmıştır.Yine bu yangınlar nedeniyle binlerce yıllık tarihe sahip Beypazarı'nda, mimari açıdan en erken tarihli konak 13.yy'a aittir.Sokaklarda iç içe yerleşim tarzı benimsenmiştir. Bu nedenle kapılar,pencereler ve guşganalar birbirine bakar şekilde düzenlenmiş, evler yerleşim olarak bitişik ve birbirine yakın inşa edilmiştir.
Beypazarı, Osmanlı mimarisi tarzındaki tarihi eserleri ve evlerinin yanı sıra 600 yıllık çarşısı, bu çarşılarda faaliyet gösteren zanaatkarları ve saray mutfağı tarzındaki yöresel yemekleriyle de Türk kültürünün tüm inceliklerini halen yaşatmaktadır.
Beypazarı tarihi
Beypazarı Ankara nın 100 km batısında eski Ankara-İatanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrıscık ilçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olma özelliğini korumaktır.
Anadolu'nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda Hitit,Frig,Galat,Roma,Bizans, daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlıların egemen oldukları görülmektedir.
Beypazarı Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktadır. İlk adı Lagania dır.Bilge Umar ın Türkiyedeki "Tarihsel Adlar" adlı kitabında Lagania nın anlatımı yapılmış ve "Kaya Doğru Ülkesi" anlamına geldiği sonucuna varılmıştır. Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu'ya girmesinden kısa bir süre sonra marmara ya ulaşmaları ile Beypazarı'da ilk Türk Akıncıları ile karşılaşmıştır.Selçuklu yönetimindeki Beypazarı konuö itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur.Bu boylardan en önemlisi Kayı boyu dur. Selçuklu sultanlığı'nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiğibu türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in dedesi Gazi Gündüzalp'in mezarınınHırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.
Selçuklular döneminde Beypazarı,İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Beypazarı, Orhan beyin Ankaray'yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) sancağı na bağlanarak Osmanlı yöne timine geçmiştir.(mehr)(weniger)
Semerkant! Doğudaki hiç bir şehir Büyük İpek Yolu efsanelerini Semerkant gibi anımsamıyor. Bügün Semerkant 27 yüzyıllık ...Semerkant! Doğudaki hiç bir şehir Büyük İpek Yolu efsanelerini Semerkant gibi anımsamıyor. Bügün Semerkant 27 yüzyıllık tarihe sahiptir. Batı medeniyetinin beşiği Roma sayılırsa, çağdaş Semerkant Doğu ve İslam medeniyetlerinin beşiğidir.
Yüzyıllardır Semerkant 'Dünyanın saykalı', 'Dünyanın güneşe dönük en güzel yüzü', 'Asya Roması', 'İslam dünyasının incisi' gibi harika adlarla anılmıştır. Timur İmparatorluğunun başkenti olan Semerkant, Doğu Medeniyetinde, ortaçağın en önde ilim ve sanat merkezi olmuştur. Bilime çok önem veren hükümdar Timur'un torunu Uluğ Bey de bu görülesi şehri bilim, kültür, astronomi merkezi haline getirmiştir.
Büyük İskender burayı alınca; "Bu şehir için duyduğum her şey doğru, eksik olan şey benim düşlediğimden de güzel olması" demiştir.
Şeyhler, alimler Semerkant şöhretini tüm dünyaya yaymışlardır, onların içinde İslam tarihindeki en ünlü alim, Kuran-i Kerimden sonra müslümanlara yol gösteren "As sahih" eseri ile hadisleri derleyen İmam Al-Buhari, sunni meshebinin ışık kaynağı Ebu Mensur Matrudi, Uluğ Bey'in oğrencisi Ali Kuşcu'yu hatırlamak yeterlidir.(mehr)(weniger)
BEYPAZARI'NIN TANITIMI Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son ...BEYPAZARI'NIN TANITIMI
Ankara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son olarak da Osmanlıların egemen olduğu tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinden biridir. Beypazarı ilçesine ilk isim "Lagania" olarak verilmiştir.'Kaya Doruğu Ülkesi' anlamına gelen bu isim Beypazarı'nın konumunu ifade etmektedir. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de çevre kentlerin ilgi odağı olan Beypazarı'nda panayır şeklinde büyük pazar yerleri kurulmuş, halk alışveriş amaçlı bu pazarlara gelip gitmeye başlamıştır. Bu meşhur pazar, ilçenin 'Beypazarı' olarak anılmasına neden olmuştur.
Verimli tarım alanları,doğal su kaynaklarının zenginliği,sarp yamaçlı tepelerle çevrelenmiş korunaklı bir konumda olması Beypazarı'nı önemli bir yerleşim yeri haline getirmiştir. İlçenin İpek yolu üzerinde bulunması ardında eşsiz bir tarihi zenginlik bırakmıştır.
Beypazarı denince akla ilk gelen tarihi evleridir. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesine de konu olan Beypazarı evleri;cumbalı ,üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki üç katlı yapılardır. Evlerin iskeleti ahşaptır ve bu ahşap, tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmıştır. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bu malzeme, Beypazarı evlerini farklı kılar. Tavan arasındaki zemin katları taştan, geri kalan kısmı ahşaptan oluşan bu evlerin girişinde demir kapılı mahzenler bulunur. Tarih boyunca yangınlarla bir çok kez harap olan Beypazarı'nda evlerin içindeki bu mahzenler kıymetli eşyaların saklanması amacıyla kullanılmıştır.Yine bu yangınlar nedeniyle binlerce yıllık tarihe sahip Beypazarı'nda, mimari açıdan en erken tarihli konak 13.yy'a aittir.Sokaklarda iç içe yerleşim tarzı benimsenmiştir. Bu nedenle kapılar,pencereler ve guşganalar birbirine bakar şekilde düzenlenmiş, evler yerleşim olarak bitişik ve birbirine yakın inşa edilmiştir.
Beypazarı, Osmanlı mimarisi tarzındaki tarihi eserleri ve evlerinin yanı sıra 600 yıllık çarşısı, bu çarşılarda faaliyet gösteren zanaatkarları ve saray mutfağı tarzındaki yöresel yemekleriyle de Türk kültürünün tüm inceliklerini halen yaşatmaktadır.
Beypazarı tarihi
Beypazarı Ankara nın 100 km batısında eski Ankara-İatanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrıscık ilçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olma özelliğini korumaktır.
Anadolu'nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda Hitit,Frig,Galat,Roma,Bizans, daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlıların egemen oldukları görülmektedir.
Beypazarı Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktadır. İlk adı Lagania dır.Bilge Umar ın Türkiyedeki "Tarihsel Adlar" adlı kitabında Lagania nın anlatımı yapılmış ve "Kaya Doğru Ülkesi" anlamına geldiği sonucuna varılmıştır. Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu'ya girmesinden kısa bir süre sonra marmara ya ulaşmaları ile Beypazarı'da ilk Türk Akıncıları ile karşılaşmıştır.Selçuklu yönetimindeki Beypazarı konuö itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur.Bu boylardan en önemlisi Kayı boyu dur. Selçuklu sultanlığı'nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiğibu türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in dedesi Gazi Gündüzalp'in mezarınınHırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.
Selçuklular döneminde Beypazarı,İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Beypazarı, Orhan beyin Ankaray'yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) sancağı na bağlanarak Osmanlı yöne timine geçmiştir.(mehr)(weniger)
Harezm bölgesinde Amu Derya ile Siri Derya arasında, Kızılkum ile Karakum çölünün ortasında efsanevi bir vaha Hiva ...Harezm bölgesinde Amu Derya ile Siri Derya arasında, Kızılkum ile Karakum çölünün ortasında efsanevi bir vaha Hiva.
Mavilerin şehri çölün bittiği yerde bir serap gibi elini uzatıyor insana. Sarının altın tozuna bulanmış rehavetinin üstünde mavi çiniler yükseliyor. Uzaktan mavi ve turkuazın binbir rengi eski bir masal çümbüşü sunuyor insana.
Antik ve bilinmeyen bir dünyaya yolculuk olan Hiva şehri, tarihin sayfalarından önünüze çıkartılmış bir sayfa gibi. Tüm ipek ticaretinin yapıldığı İpek yolu üstündeki Hiva kenti kutsallığının haşmetiyle mağrur mavi kubbelerini güneşe tutuyor.
Gece karanlık sokaklara, arnavut taşı döşeli genişçe meydanlara bastırınca gökyüzünde kocaman bir dolunay Binbir Gece Masallarını anlatmaya devam ediyor.
2500 yıllık Hiva şehri UNESCO dünya kültür mirası listesinde yer almaktadır.(mehr)(weniger)
İstanbul’un sıcak ve boğucu Temmuz ayı müzikseverler için İKSV’nin en güzel festivallerinden birinin başlangıcını haberdar ediyordu bu sene: Jazz Festivali.
14 yıldır devam eden festival, biz İstanbulluları gerçek anlamda caza doyuran yegâne olaylardan biri. Aynı zamanda cazseverler dışında daha geniş kitlelere hitap eden isimleri de bünyesinde barından ve bu sayede cazın bu kitlelere ulaşmasında önemli bir görev üstlenen İstanbul Jazz Festivali yıllarca gösterdiği başarıyla hem uluslararası saygınlık, hem de seyirciye ulaşma açısından büyük bir gelişme kaydetmiştir.
Bu sene 14.süne tanık olduğumuz festival de geleneklerine sadık kalmış ve dinleyicilerini hayal kırıklığına uğratmamıştır. Ne yazık ki bu seneki fes
AVEA ve HITT Prodüksiyon ortaklığıyla üç yıldan bu yana düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek olan AVEA Harbiye Açıkhava Konserleri 2008 için günler sayılmaya başlandı. Bu yıl 3-19 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan konserlerde toplam on iki gece boyunca müzikseverler sevdikleri sanatçılarla yazın keyfini çıkarırlarken sürprizler de onları bekliyor olacak.
Geçtiğimiz yıllarda pek çok sevilen sanatçının katıldığı AVEA Harbiye Açıkhava Konserleri’nde, özel projelerle müzikseverlerin hafızalarına unutulmaz anlar kazındı. Farklı tarzlara sahip yorumcuların ilk kez buluştuğu senfonik konserlerle, müzik dinleyicileri sevdikleri sanatçıları ve şarkıları bambaşka güzellikte dinleyebildikleri unutulmaz konserlere
EFSANE GRUP 15 YIL ARADAN SONRA YENİDEN TÜRKİYEDE!!!!
“Winds Of Change”,
”Still Loving You”
“Send Me An Angel”
“White Dove”
”Holiday” ve daha niceleri...
Hangimiz bu şarkılara bağıra çağıra eşlik etmedik...
Hangimiz bu şarkıları dinleyerek aşık olup
Yine bu şarkıları dinleyerek aşk acısı çekmedik ki?
Tüm dünyaya adını bir daha hiç silinmeyecek ve de eskimeyecek bir şekilde kazıyan Türkiye’de ilk ve son kez 1993 yılında hayranlarıyla buluşan dünyaca ünlü efsane Alman Rock grubu Scorpions, 15 yıl ara sonrasında İstanbul’da vereceği konserde yeniden hayranları ve müzikseverlerle buluşacak.
Sadece rock müzikseverlerin değil, parçaları gönüllerind